Çocuklarda Yas Süreci
Yas, hayatın kaçınılmaz bir parçasıdır. Her türlü kayıp ve yitim duygusunun yaşandığı bu sürece yas denir. Yas sadece sevdiğimiz birinin ölümü değildir; işten ayrılmak, şehir değiştirmek, mezun olmak, evcil hayvanın kaybolması, sevdiğimiz bir eşyanın kaybı da yasa örnektir. Boşanma, terk edilme, emeklilik gibi yaşam değişiklikleri de yas süreçlerini tetikleyebilir. Çocuklarda yas süreci ve bu süreçte onlara nasıl destek olunacağı konusu tüm ebeveynler için hayati önem taşır.
Yas Süreci Nedir?
Yas süreci, kayba verilen çok yönlü bir cevaptır. Yas tutma şekli, süresi ve kişide bıraktığı etkisi kişiden kişiye ve kaybın önemine göre değişiklik gösterir. Bireysel farklılıklar kadar kültürel farklılıklar da görülebilir. Kayıp ardından yapılan çeşitli ritüeller, anma törenleri ve mezarlık ziyaretleri, bireyi kaybın geri gelmeyeceğine yönelik hazırlar.
Yasa verilen tepki yaşa, gelişim dönemine ve cinsiyete göre farklılık gösterir. Küçük bir çocuğun yas süreci ile bir ergenin veya yetişkinin süreci aynı değildir. Dolayısıyla yas döneminde bireylerin verdiği tepkiler ve yası yaşama şekilleri yadırganmamalı, tanılama veya etiketleme yapılmamalıdır.
Yas Süreci Aşamaları: Kübler-Ross Modeli
Yas sürecinin evreleri, psikiyatrist Elisabeth Kübler-Ross tarafından beş aşamada tanımlanmıştır. Çocuk, ergen ve yetişkinler dahil herkes belli aşamalardan geçerek yas tutar. Yas süreci ne kadar sürer sorusunun cevabı kişiye ve kaybın derecesine göre farklılaşır. İşte yas sürecinin evreleri:
1. Şok ve İnkar Evresi
Bu süreçte kayıp meydana geldikten sonra var olan gerçeklik kabul edilmez. Yas ve üzüntü karşısında verilen ilk tepkidir. Olup biteni anlamakta güçlük çekilir. Kişi ‘Bu nasıl olabilir? O gitmiş olamaz! Bir daha göremeyecek miyim?’ gibi sorgulamalar yapar. Çocuklar tekrarlayan olaylara alışık olduklarından ölümün bir son olduğunu anlamakta güçlük çekebilirler. Bakışları donuklaşır, kendilerini boşlukta hissederler. Şaşkındır, dışarıdan tepkisiz durur. Ne yapacağını bilmez. İnkar bir süreye kadar normaldir; bu süreç uzarsa bir patolojiye kadar gidebilir.
2. Öfke Evresi
Kişi acı gerçeklerle yüzleşmiştir. Kaybın acısını içselleştirmeye başlar, benliğiyle yoğurur, yoğun üzüntü ve özlem duyguları yaşamaya başlar. Kişi kendisine veya kaybettiği kişiye yönelik öfke duyar. ‘Beni nasıl bırakıp gittin!’, ‘Neden kemerini takmadın!’ gibi gidene kızgınlık olabilir. Ya da ‘Keşke daha erken gelebilseydim, keşke doktoru erken arasaydım’ gibi kişi kendine kızabilir. Çocuklar çoğunlukla kendilerini suçlarken, ergenler Tanrı’yı veya diğerlerini suçlama eğilimindedir. Zihin kaybedilen kişiyle doludur. İlgi eksikliği, konsantrasyon bozukluğu yaşayabilir. İnsanlarla iletişim kurmak istemeyebilir.
3. Pazarlık Evresi
Sevilen kişinin kaybının farkına varıldığı evredir. Bu aşamada kişi yaratıcıyla pazarlığa girer. Kişi bu kayba pek de rasyonel olmayan yöntemlerle yaklaşır. ‘Bundan sonra derslerimi çalışacağım, çok uslu olacağım, yeter ki anneme bir şey olmasın!’, ‘Kurban keseceğim, fakirleri doyuracağım yeter ki çocuğum iyileşsin’ gibi düşünceler bu evrede görülür. Giderek geri gelmeyeceğini, yapılan pazarlığın fayda etmediğini anlamaya başlar. İçe çekilme yaşanabilir, diğer evrelere göre daha sakin bir ruh hali içine girebilir.
4. Depresyon Evresi
Kişi öfkelenmeyi bırakmış, artık acı gerçeği tam anlamıyla kabullenip benliğine katmıştır. Artık gidenin gelmeyeceğini ve bu sonucun değişmeyeceğini kavrar. Burada depresyon semptomları görülebilir: uyku bozukluğu, iştahta azalma, ilgi duymama, keyif alamama, umutsuz olma, olumsuz benlik algısı gibi durumlar yaşayabilir. Adeta bir ruhsal çöküntü içindedir, sorumluluklarını yerine getiremez. Çoğunlukla bu aşamaya depresyon veya kaygı bozukluğu eşlik eder. Bu depresif acı kişiden kişiye farklılık gösterir.
5. Kabullenme Evresi
Bu evrede artık kişi yaşadığı durumu sindirme aşamasındadır. Ölüm gerçeği tamamen kabullenilir. Yaşadığı üzüntülü bir deneyimdir ama bir süreçten oluşur, bunu kabul eder ve gelecek hayatını planlar. Acısı daha sürdürülebilir bir hale gelir, günlük hayatına devam eder. Kayıp öncesi işlevselliğe dönülür. Yeni durumlar, nesneler ve amaçlarla yas azaltılır.
Her bireyin geçirdiği tüm bu aşamalar oldukça sağlıklı, olağan ve normaldir. Ancak herkes yas sürecini bu kadar net geçirmeyebilir. Kimi bu evreleri tamamlarken kimisi yas içerisinde takılıp kalır.
Çocuklarda Yas Süreci: Yaş Dönemlerine Göre
Çocuklar yas sürecini yaşının getirdiği kendi bilişsel ve duygusal gelişmişlik seviyesiyle yönetir. Çocukların ölümle ilgili algıları ve verdikleri tepkiler yaşlarına göre belirgin farklılıklar gösterir. Çocuklarda yas, kayıpla ilgili olan dönemde farklı şekillerde ortaya çıkar:
0-2 Yaş
Bebek bakım verenine bağlandıysa yokluğunu fark eder. Bebek bu ayrılık uzun sürerse acı çekmeye başlar. Çoğunlukla ayrılığa verilen duygusal tepkiler verilir. İlk olarak sakinleştirmeye ve yatıştırmaya çalışmak önemlidir. Kucağınıza alıp sarılabilir, ninni söyleyebilir, başını okşayabilir, sevdiği bir oyuncağı eline verebilirsiniz. Yalnız bırakmamanız önemlidir. Yemek ve uyku düzeninin bozulmaması için rutinlere sadık kalabilirsiniz.
3-5 Yaş
Çocuklar ölüm kavramını tam olarak anlamasalar bile sevdikleri birini kaybetmenin acısını derinden hissederler. Ölüm kavramını tam olarak anlayamazlar. Tüm boyutları tam anlaşılmasa da ölümün sürekli olduğu kavramı yavaş yavaş gelişmeye başlar. Ölümü yaşamın bir başka şekli olarak algılarlar. Ölümün sebep-sonuç ilişkisi yeterince anlaşılamaz. Bu yaş grubundaki çocukların yas süreci, yetişkinlerden farklıdır ve genellikle daha karmaşık duygularla ifade edilir.
Bu yaşlardaki çocuklar ölümün geri dönüşü olmayan bir süreç olduğunu tam kavrayamazlar ve bazen ölen kişinin geri döneceğini düşünebilirler. ‘O ne zaman gelecek?’ gibi sorular sorabilirler. Hüzün, öfke ve korku gibi duyguları yoğun şekilde yaşarlar ve bu duygular oyunlarında, davranışlarında ya da iletişimlerinde kendini gösterebilir. Karın ağrısı ve baş ağrısı gibi fiziksel belirtiler yaşayabilirler. Regresyon yaşayarak tuvalet eğitimi gibi kazandıkları becerileri geçici olarak kaybedebilirler. Ölüm hakkında sürekli sorular sormak da bu dönemde sıklıkla görülür.
6-8 Yaş
Ölümün engellenemez ve evrensel olduğunu anlamaya başlarlar. Yavaş yavaş ölümün geri döndürülemeyen bir süreç olduğunu algılamaya başlarlar. Bu yaştaki çocukların muhakeme yeteneği daha güçlü olduğu için gerçeği kabullenmesi daha hızlıdır. Ölüm soyut bir şey olmaktan çıkıp somutluk kazanmıştır. Geri gelmeyeceğini bildiği için bu deneyim daha kaygılı bir hale gelebilir.
Ölen kişinin hastalığı ve ölümü konusunda suçluluk duyabilirler. Kendilerini suçlamaya eğilimli olabilirler. Bunun için ölümün sebepleri detaylıca anlatılabilir, müdahale olmadan da ölümün doğal bir şekilde gerçekleşebildiği, kendisinin bir suçunun olmadığı anlatılmalıdır. Okula gitmek istemeyebilirler. Fiziksel bir nedeni olmayan bedensel belirtiler ortaya çıkabilir.
9-11 Yaş
Ölüm kavramı daha soyut hale gelir. Ölüm algısı yetişkinlere benzer şekilde yerleşir. Kaybın uzun süreli sonuçları daha iyi öngörülür. Bazı ritüeller geliştirerek üzüntüden kaçınmaya çalışırlar. Çocuklar rutinlerine döndükten sonra onlara bu deneyim hakkında sorular sorabilir, ölümle ilgili ne düşündüklerini sorabilirsiniz.
Bazı gençler kötü alışkanlıklar edinebilir, kendine zarar verici davranışlar da bulunabilir, çevresine yabancılaşabilir. Bazı gençler ise özellikle bir kardeşi varsa sorumluluk almak isteyebilir, kendilerini ebeveyn rolüne sokabilir, bakımlarını üstlenebilirler. Bunun aşırı ve katı bir şekilde devam etmesi ciddi sıkıntılara yol açabilir. Arkadaşlarıyla zaman geçirmek istememe ya da beraber olmaktan kaçınma görülebilir. Ders başarısında düşme ve okula karşı ilgisizlik ortaya çıkabilir.
12-14 Yaş (Ergenlik Dönemi)
Ölümün ne demek olduğunu anlarlar. En fazla depresif belirtiler görülür. Topluluk içinde duygularını dile getirmekten çok rahatsız olurlar. Tepkileri kendi eğilimlerine göre değişkenlik gösterebilir. Örnek olarak bazıları uyku bozukluğu geliştirebilir, bazıları yaptığı işlerin üzerine aşırı yoğunlaşıp kendini ona verebilir.
Ergenlerde yas tutma, çocuğun veya yetişkininkisinden daha farklı olabilir. Ergenler içerisinde bulundukları gelişim dönemi kaynaklı dış dünyaya daha kapalı olabilirler. Bu dönemde ergen ölüm nedeniyle birilerini veya Tanrı’yı suçlama eğiliminde olabilir. Sessizliğe bürünebilir veya yardım taleplerini sert bir dille reddedebilir. Anlaşılmadığını düşünüp yalnız kalmak isteyebilir. Davranışsal sorunlar, akran ilişkilerinde sorunlar gelişebilir. Alkol-madde kullanma, erken cinsel deneyimler, suça eğilimli arkadaş grubuna kayma gibi riskli davranışlar görülebilir.
15-17 Yaş
Yas tepkileri erişkinlerdekine benzerdir. Aniden bastıran üzüntü ve acı veren anılar gibi erişkin özellikleri taşır. Geride kalan ebeveynin yasına kısmen ortak olurlar. Gelecekteki bağımsızlıkla baş edemeyeceğinden korkarlar. Ebeveynin kendisi için düşlediklerini yerine getirmeye çalışırlar. Ebeveynlerinden birini kaybetmişse yoğun gelecek kaygısı duyabilir: ‘Şimdi ne olacak? Nasıl geçineceğiz? Benimle kim ilgilenecek?’ gibi.
Çocuklarda Görülen Yas Tepkileri
Çocuklar tüm bu deneyimleri kendi kapasitelerine ve bilişsel düzeylerine göre yaşamakla beraber daha farklı davranışlarla da yaşarlar. Çocuklarda yas genellikle döngüseldir; yas tepkileri ileriki zamanlarda yeniden ortaya çıkabilir. Çocuklarda sık rastlanan yas tepkilerinden bazıları şunlardır:
- Kaygı ve korku: Çocuk eğer bir sevdiğini kaybetmişse diğer sevdiklerini kaybetmekle ilgili kaygılanabilir. Olumlu olumsuz bütün ihtimalleri bir arada düşündüğü ve kötü ihtimaller üzerinde gereğinden fazla durdukları için etrafındaki diğer insanları da kaybedeceğine dair yoğun bir endişe yaşayabilir.
- Dikkat çekmek için yapılan davranışlar
- Olanları yeniden kurgulayarak oyun oynama: Ölüm temasını içeren oyunlar oynamak, çocukların duygularını ifade etmelerine yardımcı olur.
- Regresyon: Tuvalet eğitimi gibi kazandıkları becerileri geçici olarak kaybedebilirler, yaşından küçük davranışlar sergileyebilirler.
- Travma sonrası stres bozukluğu: Eğer kayıpla ilgili bir sahneye tanık olduysa bu kareler çocuğun aklına tekrar tekrar gelebilir.
- İdrar kaçırma ve tırnak yeme
- Hırçınlık ve ani öfke patlamaları: Bazı çocuklar kayıplar karşısında üzülüp içe çekilme yaşarken bazı çocuklar da tepkilerini öfkeyle dışa vurabilir.
- Okul başarısında düşme: Bu duygular çocuğun akademik hayatını etkileyebilir.
- Ayrılık kaygısı ve yanındaki insana bağımlılık derecesinde bağlılık
- Konuşma bozukluğu ve yeme bozukluğu
- Aşırı hareketlilik ve huzursuzluk
- Uyku bozuklukları: Kayıp, çocuğun uyku sürecini etkileyebilir. Çocuk kâbuslar görerek uykudan uyanabilir.
- Fiziksel belirtiler: Bazen çocuk yaşadığı duyguları bedeninde ağrılar şeklinde hissedebilir. Karın ağrısı ve baş ağrısı gibi fiziksel belirtiler yaşayabilirler.
- Suçluluk duygusu: Bazıları kaybın ardından suçluluk duyabilir.
Çocuklara Ölüm Nasıl Anlatılır?
Çocuklara yası anlatmak, yas sürecinde yapılması gerekenler arasında en önemli adımlardan biridir. Çocuklara ölüm nasıl anlatılır sorusunun cevabı, çocuğun yaşına ve gelişim dönemine göre şekillenir. Çocuklar da ölümü anlayabilirler, ancak çocuklara ölüm anlatılırken mutlaka çocuğun yaşı, içinde bulunduğu gelişim dönemi, bilişsel seviyesi, sosyal çevresi ve geçmiş deneyimleri dikkate alınmalıdır.
Çocuklara Ölümü Anlatmanın Temel İlkeleri
Çocuklara ölümü düşünsel, duygusal ve davranışsal olarak anlatmak yararlı olacaktır:
- Düşünsel: Çocukların ölüme yol açan süreçle ilgili yaş ve gelişim seviyelerine uygun bilgiye ihtiyaçları vardır. Ölümün ‘tüm işlevlerin bitmesi’ anlamına geldiği yeterince kavranamadığında çocuk, ölen kişinin gömüldüğü yerde üşüyeceğini, acı çekeceğini düşünebilir.
- Duygusal: Çocuklar duygularını tanımlamakta güçlük çekebilirler. Bu nedenle bir yetişkinin duyguların tanımlanması ve ifade edilmesi konusunda vereceği destek bu sürece faydalı olacaktır.
- Davranışsal: Yetişkinlerin yas döneminde sergiledikleri yalnız kalmak isteme, ağlama gibi davranışlarının nedenini açıklamaları gereklidir. Aksi takdirde çocuklar bu dönemde sergilenen yas davranışlarının kendilerine yönelik olduğunu düşünebilir.
Pratik Öneriler
- Çocuğa ölüm anlatılırken oyunlaştırma yapılabilir. Ölümü konu alan masal, hikaye veya animasyonlardan faydalanılabilir.
- Bir bitkinin yetişmesi, bir ağacın çiçek açıp yaprak dökmesi gibi insanların doğumu ve ölümü anlatılabilir.
- Çalışan bir oyuncak ile bozulmuş bir oyuncak üzerinden ölüm tasvir edilebilir.
- Çocuğa yavaş konuşulmalı, arada çocuğa ne anladığı ve ne hissettiği sorulmalı. Olayın gerçekliği hissettirilmelidir.
Kaçınılması Gereken İfadeler
Çocuğa ölüm anlatılırken çocuğun yanlış çıkarımlarda bulunmasına yol açacak cümleler kurulmamalıdır:
- ‘O uzun bir seyahate çıktı’ – Gidenin geri döneceğini düşünebilir
- ‘Derin bir uykuya daldı’ – Bir gün uyanacağını düşünebilir, uyku korkusu geliştirebilir
- ‘Melek oldu, Allah sevdiği kullarını yanına erken alır’ – İyi olmayı veya sevilmeyi korkutucu bulabilir
Bu tarz sözleri çoğunlukla çocukları rahatlatmak için söyleriz, ancak bunlar çocuk tarafından yanlış yorumlanabilir. Ölüm hakkında açık ve dürüst bir şekilde, çocuğun yaşına uygun bir dille konuşmak en iyisidir.
Yas Sürecindeki Bir Çocuğa Nasıl Yaklaşılmalı?
Yas süreci nasıl atlatılır sorusunun cevabı, doğru yaklaşım ve destekten geçer. Yas sürecinde yapılması gerekenler şunlardır:
Haber Verilmesi
- Çocuktan ölüm gerçeği saklanmamalı. Ne yaşadığını bilmesi ve duygularının farkına varması bu süreçte önemlidir.
- Ölüm haberini çocuğun güvendiği, yanında rahat olduğu, çocukla iletişimi güçlü olan biri vermelidir. Psikolog eşliğinde söylemek doğru değildir.
- Çocuğa bu haber verirken güvenli ve sessiz bir ortam seçilmelidir.
- Çocuğa ölüm olabildiğince erken haber verilmelidir.
Duyguların İfadesi
- Çocuğun vereceği tepkilerin bireysel olduğu kabullenilmelidir.
- Çocuğa karşı sabırlı ve istikrarlı yaklaşmak önemlidir.
- Ölümü anlatırken kendi duygularınızdan çekinmeyin. Çocuk sizin de verdiğiniz duygusal tepkileri, ağlama krizlerini, duyduğunuz üzüntüyü görünce kendi sürecini normalleştirmeye çalışabilir.
- Çocuğun duygularını açmasına yardımcı olunmalı, ne hissediyor ne düşünüyorsa söylemesine teşvik edilmelidir.
- Çocuğun duyguları yargılanmadan kabul edilmeli ve bu duyguların yaşanmasının normal olduğu açıklanmalıdır.
- Fiziksel temas kurmak, çocuğun yanında olduğunu hissetmesini sağlar.
Rutinlere Dönüş
- Çocuğu sevdiklerinden, kendini rahat hissedeceği yerlerden uzaklaştırmamakta fayda vardır.
- Çocuk değişen düzenine adaptasyon sağlarken eski düzenini devam ettirilmeye çalışılmalıdır. Belli başlı rutinlere geri dönülmelidir.
- Günlük rutinleri korumak çocuğun kendini güvende hissetmesine yardımcı olur. Bu çocukta kötü bir deneyim yaşasa bile hayatın devam ettiği fikrini oluşturur.
- Çocuğun düzeni bozulmamalıdır. Yine kendi evinde uyuması, öğünlerini atlamadan yemesi, en kısa sürede okula dönmesi sağlanmalıdır.
- Evdeki kayıp kim olursa olsun kimse kimsenin yerine geçmemeli, kimseye ölenin görevleri yüklenmemeli. Annesini kaybeden bir genç kıza ‘Bu evin annesi artık sensin!’ denilmemeli.
- Çocuğun oyun oynamasına, gencin arkadaşlarıyla zaman geçirmesine fırsat verilmeli.
Güven ve Destek
- Çocuğa bundan sonraki süreçle ilgili bilgi verilmelidir. Bu süreçte yoğun gelecek kaygısı yaşayabilir ve sevdiği diğer kişileri kaybetmekten korkabilir.
- Bakım veren kişinin çocuğu güvende hissettirmesi önemlidir. Bu dönemde çocuğun güven ve emniyetle ilgili daha güçlü bir arayışı söz konusu olacaktır.
- Çocukların kayıpla ilgili olan dönemde yoğun bir sevgi, hoşgörü ve şefkat görmeleri, onların bu süreci çok daha kolay geçirmelerine vesile olacaktır.
- Yas sürecinde çocuğun güçlü yönlerinden destek alınmalı. Herkesin zorluklarla başa çıkma yöntemleri vardır. Kimimiz inançlarımızdan güç alırız, kimimiz resim yapar, şiir yazar, kimimiz arkadaşlarımızla dertleşir.
Patolojik (Travmatik) Yas
Psikolojide yas süreci, bazen normal seyrinden sapabilir. Yasın olağan seyrinden daha uzun yaşanması, işlevselliği beklenenden daha fazla bozması ve çocuklarda gelişim basamaklarını olumsuz etkilemesi durumu ‘patolojik yas’ veya ‘travmatik yas’ olarak tanımlanır.
Yas ve travma tepkileri bazen birbiri ile karıştırılabilir. Ancak aralarında önemli farklar vardır. Yas süreci, kaybın ardından yaşanan normal bir süreçtir ve yoğun olarak üzüntü duygusunu içinde barındırır. Travmatik tepkilerde ise kaybın ardından yaşanan yoğun duygu şok ve dehşettir. Yas sürecinde genellikle kişi kendisiyle ilgili olumsuz düşüncelere sahip olmaz. Travmada ise dünyaya ve kendisine dair düşünceleri olumsuz şekilde etkilenebilir.
Farklı Yaş Gruplarında Patolojik Yas Belirtileri
- 3-5 yaş: Normal yaşama geçildiği halde ölümünden ağır ve sürekli ayrılık kaygısı ortaya çıkabilir. Kendi yaşından küçük davranışlar sergileyebilir.
- 6-8 yaş: Okula gitmek istemeyebilirler. Fiziksel bir nedeni olmayan bedensel belirtiler ortaya çıkabilir. Ölen kişiyle birlikte olmak için ölmek istediklerinden bahsedebilirler. Uzun süreli mutsuzluk, keyifsizlik, ilgi ve istek kaybı görülebilir.
- 9-11 yaş: Arkadaşlarıyla zaman geçirmek istememe ya da beraber olmaktan kaçınma görülebilir. Ders başarısında düşme ve okula karşı ilgisizlik ortaya çıkabilir. Öfkelerini kontrol etmekte zorlanırlar.
- 12-14 yaş: En fazla depresif belirtiler görülür. Okula karşı isteksizlik vardır. Davranışsal sorunlar, akran ilişkilerinde sorunlar gelişebilir. Alkol-madde kullanma, erken cinsel deneyimler, suça eğilimli arkadaş grubuna kayma gibi riskli davranışlar görülebilir.
- 15-17 yaş: Yas tepkileri erişkinlerdekine benzerdir. Yas belirtilerinin 6 aydan uzun sürmesi durumunda patolojik yastan şüphelenilmelidir. Arkadaşlarıyla zaman geçirmek istememe, duygudurumunda hızlı ve şiddetli dalgalanmalar görülebilir. Madde kullanımı, erken cinsel deneyimler, suça sürüklenme sık görülen riskli davranışlardır.
Uzmandan Ne Zaman Destek Alınmalı?
Yas sürecinin ne kadar süreceği kişiden kişiye değişir, ancak ölümün üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra tepkilerin azalması beklenir. Eğer azalma olmuyor ve çocuk hala hayata adapte olamıyorsa bir uzmandan yardım almak bu süreçte faydalı olabilir. Ruhsal destek gereken durumlar:
- Yas süreci uzuyorsa ve günlük hayatı yoğun bir şekilde etkiliyorsa
- Sosyal ilişkilerini, işlerini, performansını etkiliyorsa
- Duygu ve davranışlarını kontrol edemiyorsa
- Kendine veya başkasına zarar vermeye çalışıyorsa
- Kendisi hakkında aşırı olumsuz yargılara sahipse
- Daha önce kayıp yaşamış olanlar
- Ruhsal hastalık öyküsü olanlar
- Ölümün travmatik olduğu durumlar veya ölüme şahit olma
- Hayatında başka travma yaşayan çocuk ve ergenler
- Kayıpla birlikte yaşamında önemli değişiklik olan çocuk ve ergenler
- Çocuk ve gencin okul başarısı düşüyor, ilişkiler zayıflıyorsa, gecikmiş yas söz konusuysa
Çocuklarla yas çalışılırken aile danışmanlığı ve oyun terapisi yöntemleri etkili olmaktadır. Normal yas sürecinde profesyonel yardım gerekmese de patolojik yas durumlarında ruhsal destek gerekebilir.
Sonuç
Çocuklarda yas süreci, yetişkinlerden farklı şekillerde ortaya çıkar ve yaşa göre değişen özellikler gösterir. Her çocuğun ölümü algılaması ve kayıp sürecini yaşaması birbirinden farklıdır. Çocuğun psikolojik ihtiyaçlarına uygun bir yaklaşım sergilenmesi sayesinde bu zorlu dönemin kolaylaşması ve ileriye dönük büyük olumsuz izler bırakmadan atlatılması mümkün olabilir.
Zamanında yaşanmayan ve sonradan tetiklenen yas süreçleriyle gecikmiş yaslar yaşanabilir. Yas zamanında ve yeterince tutulmadığında depresyon, intihar, kaygı bozukluğu gibi psikolojik sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Bu nedenle çocuklara doğru destek vermek, onların duygularını anlamak ve yas süreçlerini sağlıklı bir şekilde tamamlamalarına yardımcı olmak hayati önem taşır.
Unutmayın: Çocuk veya genç ‘o anlamaz’ düşüncesiyle bu dönemde ihmal edilmemelidir. Ölümü anlatmak, konuşmak ve sevdiğini kaybeden bir çocuğun yasını fark etmek yetişkin için zor olabilir, ancak çocuğun sağlıklı gelişimi için gereklidir. Her bireyin geçtiği yas süreci aşamaları normaldir ve bu süreçte sabır, anlayış ve sevgiyle yaklaşmak en önemli destektir.